19 Mayıs 2008, yeni bir kurtuluşun başlangıç tarihi: Artık kamu ve özel kapalı mekanlarda sigara içilemeyecek. Uygulama nasıl olacak merak içindeyim...Türkiye'de kurallara uymamak bir meziyet olarak görülüyor da.
Hastane, okul , devlet dairesi gibi mekanlarda bulunan sigara odaları kaldırılacak. Alışveriş mekanlarında , sigara içilmez yazısı altında içilen sigaraları göremeyeceğiz. Cafe , restaurant, kahvehane gibi insanların özellikle sigara içmeyi sevdiği mekanlar sigaraya kapanacak.
Çokta güzel olacak!
Pastaya gelince...
Altta pişirilen ince bisküvi tabakası, fındık ezmesi ve çikolatalı krema ile biraraya gelince ortaya güzel bir pasta çıktı. Fındık ezmesi, kakao ile karışınca nugat tadında oluyor. Ev yapımı bisküvinin üzerine fındık ezmesi sürüp, üstüne kalın bir tabaka krema eklediniz mi pastanız hazır.
Malzemeler
Bisküvi İçin:
-1 yumurta
-1/2 su bardağı zeytinyağı
-1 tatlı kaşığı katı yoğurt
-1/2 paket vanilya
-1,5 çay bardağı pudra şekeri
-1-2 fiske tuz
-5 çay bardağı beyaz un(tam ölçü)
Krema İçin:
-1,5 litre süt
-9 yemek kaşığı un
-1 yemek kaşığı kakao
-Yarım paket çiğ krema
Arasına sürmek için :
-100 gr.Fındık ezmesi + 1 yemek kaşığı kakao
Süslemek İçin:
-Bitter Çikolata
Yapılışı:
1.22 cm çapında pandispanya kalıbına yağlı kağıt sererek , bisküvi hamurunu yayın, 180 C de pişirin.
2. Diğer tarafta kremayı pişirin. Soğuduktan sonra blendırda çırpın ve çiğ kremayı ekleyin, pürüzsüz olana kadar çırpmaya devam edin. Buzdolabına kaldırın.
3.Bitter çikolatayı ben mari usulü eritin.Altına yağlı kağıt serdiğiniz kalp şeklinde kalıplara çikolatayı dökün .Derin dondurucuda dondurun.
4.Fındık ezmesiyle kakaoyu iyice halledin.
5.Pişirdiğiniz bisküviyi kalıptan çıkarmadan üzerine fındık ezmesini sürün.
6.Bitter çikolatayı küçük parçalara ayırın.
7.Dolaptan çıkardığınız kremaya çikolata parçalarını karıştırın ve kalıptaki fındık ezmesi sürülmüş bisküvinin üzerine yayın.
8.Üzerini hazırladığınız çikolata kalplerle ve çikolata parçalarıyla süsleyin.
9. Birgün dolapta beklettikten sonra servis yapın.
Çarşamba, Mayıs 14, 2008
Fındık Ezmeli Çikolata Kremalı Bisküvi
Gönderen
Aslı Altan Altundal
8
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Bisküviler, Pastalar
Pazar, Mayıs 11, 2008
Sabuni Bir Hanım: Birkan Sunar
Geçen hafta iç güzelliği yüzüne yansımış , hoşsohbet bir hanımla tanıştım:Birkan Sunar.
Birkan Sunar öncelikle oğlunu çok seven ve ona herşeyin en iyisini vermeye çalışan bir anne. Oğlunun doğumundan sonra ortaya çıkan doğal sabun ihtiyacı , onu sabun yapmaya sevketmiş. Evinde ürettiği sınırlı sayıdaki sabunlar Birkan Hanımı öyle heyecanlandırmışki , Osmanlıca da -sabun yapan - anlamına gelen "Sabuni " ismiyle markalaşarak hobisini mesleğe dönüştürmüş.
Girdiğinizde sabun kokusuyla adeta büyülendiğiniz atölyesinde , Birkan Hanım , her aşaması kendi el emeği olan butik sabunlar üretiyor. En dikkat çekici nokta, Sabuni sabunlarının birinci sınıf sızma zeytinyağı ile yapılıyor olması. Diğer malzemeler de zeytinyağı ile orantılı kalitede. Bence Sabuni markasını daha da ayrıcalıklı kılan, içme suyu , sızma zeytinyağı , % 100 doğal malzeme kullanımı bir tarafa , üretime kadın elinin değmesi , ancak bir kadının sağlayabileceği hijyenik ortamda sabunların dünyaya geliyor olması...
Boya yok , bu nedenle sabunlar renkli değil.
Parfüm yok, lavanta gibi doğal koku vericiler kullanılıyor.
Türkiye'de doğal malzeme ile sızma zeytinyağı içeren ve yalnızca butik sabun üreten tek marka Sabuni. Ticari kaygılarla ürününü farklılaştırmayı , kaliteden ödün vermeyi hiç düşünmüyor Birkan Hanım.
-Tamamen kendimize layık gördüğümüz sabunu üretiyorum , diyor gözleri ışıldayarak...
Aşağıdaki fotoğrafta Sabuni Sabunlarının yapım aşamalarını görebilirsiniz!
Doğal Sabun Kullanmak Neden Önemli?
Ben cilt ve saç temizliğinde sabun kullanıyorum. Özellikle saç bakımında şampuanlarınızı bir kenara atın ve sabun kullanın , kaliteli bir sabun mükemmel sonuç veriyor ,tabii kimyasallardan ne kadar uzak durursak o kadar iyi. Bu arada elimde yıkadığım bulaşıklarımı da sabun kullanarak temizliyorum. Böylece yemek yediğimiz tabak , kaşık, çatal doğal malzeme ile temizlenmiş oluyor. Bulaşık deterjanlarını arıtmak çok zor oysa sabun hem güzel temizlik sağlıyor hem de çabucak arınıyor. Üzerinde kimyasal bulunabilecek meyveleri -elma, portakal vs. - sabunla yıkayıp iyice duruluyorum.
Doğal zeytinyağı sabunu çevreyi kirletmiyor ve sağlığımızı tehdit etmiyor.
Kimyasal kirliliğin kol gezdiği bir dünyada doğal malzemeye ilgi duyup üretim yapmak , insanların dikkatine sunmak gerçek bir başarı. Birkan Sunar 'ın girişimciliği örnek bir hikaye.
Atölyesi Ankara/Alacaatlı Köyünde olan Birkan Hanım 'ın "doğal sabun yapımı" kursunu dört gözle bekliyoruz ...
Gönderen
Aslı Altan Altundal
6
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Sağlıklı Yaşam, Yazılarım
Perşembe, Mayıs 01, 2008
Elmalı Muffin ve Zeytinyağı Gerçeği
Prof.Dr. Ayşe Baysal 'ın ve diyetisyen Taylan Kümeli'nin yer aldığı margarin reklamını seyretmişsinizdir. Bu reklamın tek amacının halkı margarin tüketmeye özendirerek satışı artırmak olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım. Diyetisyenlerin katılması reklamın etkisini güçlendirmiştir. Ben kendimi mutfakta bulduğumdan beri margarinden uzak duruyorum. Margarin insan eliyle oluşturulmuş doğal olmayan bir besin maddesidir. 7 değil 107 gerçek olsa bu durumu değiştirmez.
Milyonlarca zeytinağacının olduğu ve dünyanın sayılı zeytinyağı üreticisi olan bir ülkenin halkı yılda ancak 1 litre zeytinyağı tüketebilmekte.
İnsanımız " pilav teryağıyla, kurabiye , pasta , kek margarinle pişirilmeli yoksa lezzetli olmaz" gibi bir önyargıya sahip. Kalp, tansiyon, kan yağlarında yükselme türünde rahatsızlıklar gündeme gelince doktor tavsiyesiyle zeytinyağı tüketimi başlıyor. O zaman margarinle ilgili 7 gerçek ! havada kalıyor.
Sözün kısası "her yemek zeytinyağı sever" diyorum ve çok pratik sızma zeytinyağı ile hazırlayabileceğiniz bir muffin tarifi veriyorum...
Malzemeler
3 yumurta
2/3 su bardağı şeker
1/2 su bardağı zeytinyağı
1 su bardağı parçalanmış elma
1 su bardağı rendelenmiş havuç
1 çay kaşığı vanilya
2 su bardağı elenmiş un
1/2 paket kabartma tozu
1 fiske tuz
istediğiniz miktarda tarçın
10 adet muffin kalıbıYapılışı
Oda ısısındaki yumurtaları şekerle birlikte kabarana kadar çırpın.Sonra elma, havuç, zeytinyağı ekleyerek çırpmaya devam edin.Son olarak un, tuz, kabartma tozu, vanilya ve tarçını ekleyin. Karışımı muffin kalıplarına paylaştırın.Önceden ısıtılmış fırında 180 C de pişirin.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
24
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Elmalı Tatlar, Kekler
Pazar, Nisan 27, 2008
Ters Lale ve Bahçeden Notlar
Nisan ayında bahçemizin en değerli çiçeği ters lale... Anavatanı Hakkari /Cudi dağı ve endemik yani yalnızca bu bölgeye özgü nadide bir bitki. İşin ilginç yanı ,ters lale soğanını Hollanda 'dan alırken Ankara 'da yetişir mi diye düşünmemiz ve biraz araştırma yapınca, aslında anavatanının Türkiye olduğunu öğrenmemiz. Değerlerimizi koruyamıyoruz, yeterince tanıtamıyoruz diye hayıflanmamak elde değil. Bir dalında altı adet ters büyümüş lale var. Tek soğandan ekim yaptık ve çoğalmasını umut ediyoruz:)Kırmızı kadife yapraklı lale öbeği ...
Mor Salkım...
Akçaağaç-Japon bahçelerine özenerek diktik, bahçeye uyum sağladı.
Geçen yıl -2007 baharı- bahçeden hiç bahsedemedim. Ankara 'da kuraklık nedeniyle belediye meclisi bahçe sulama kısıntısı getirmişti. Susuzluğun getirdiği moral bozukluğuyla bahçeyle hiç uğraşmadık, ekim dikim yapmadık. Ama bu yıl umutluyuz. Bahçemiz yemyeşil. Meyva ağaçlarımız çiçek dolu. Pembe domates başta olmak üzere birkaç sebze yetiştirmek için can atıyoruz. Değerli Tansug ailesi tarafından başlatılan ve gün geçtikçe büyüyen Pembe Domates Ağı(PDA), gen oyunlarına, suni yiyeceklere, kimyasala boğulmuş tarıma karşı adeta bir başkaldırı...
Pembe domates tohumlarını fidelemek amacıyla ektim. İnanın her sabah , acaba bir değişiklik oldu mu , çıktılar mı diye merak içindeydim. Sonunda beklenen gerçekleşti. Herşey yolunda giderse Haziran ayında bahçedeki yerlerine taşıyacağım. Bu yaz pembe bir yaz olacak.
Sizde www.pembedomates.blogspot.com adresini ziyaret edip PDA ailesine katılın.Bahçeniz olmasa bile evde, saksıda kendi sebzenizi yetiştirebilirsiniz. Kendi yetiştirdiğiniz sebzenin zevkini ve lezzetini tadabilirsiniz. Taze soğan , maydanoz, fesleğen, kekik yazın mutfak balkonu saksılarında inanın çok işe yarıyor.
Kekik ve mor fesleğen ...
Gönderen
Aslı Altan Altundal
11
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Bahçe
Pazar, Nisan 20, 2008
Tarte Tatin- Bonjour Paris!
Bonjour Paris!
Fransa 'da Besançon 'dan sonraki durağımız Paris oldu. "Gar De Lyon" tren istasyonuna geldiğimizde tarihi gar binası ve ayak üstü sandviç yenilen yerlerdeki tartlar, muffin ve süslü püslü pastalar " burası Paris ! " diyordu. Tamamıyla korunmuş taş binalar, heykeller, cafeler ,ince ince işlenmiş ferforje balkonlar , korkuluklar, bulvarlar, caddeler, butikler, şık insanlar ile Paris gerçekten çok çekici bir şehir .Tüm bunlar bir tarafa, Paris 'de yiyeceklerin cazibesine karşı koymak mümkün değil.
Tarte Tatin klasik bir Fransız tartı. Lezzetten önce sunum ve mekanlar insanı etkiliyor , herşey bir bütünlük içerisinde. Larousse Gastronomique 'in verdiği bilgiye göre , "hamurdan oluşan bir kapak altında ters pişirirlen ama düz yani hamur altta elma üstte servis edilen elmalı bu tatlı 20. yy başında restourant işleten Tatin kardeşler tarafından meşhur edilmiş". Hikayeye göre Tatin kızkardeşlerden biri fırında pişen tartı yanlışlıkla kızgın yüzeye ters düşürmüş ve elmalı yüzeyin karamelize olmasına sebep olmuş. Larousse Gastronomique 'in yazdığı tarif ise şöyle:
Foto:Cafe Zimmer Tavan Süslemesi
"8-10 golden elma soyulur. 6'şar veya 8'er dilime ayrılır. 22 cm çapında , 6 cm yüksekliğinde bir tavada, 300 g tereyağı 200 g şekerle tabana yayılır. Elma dilimleri boşluk kalmayacak şekilde tavanın tabanına üstüste dizilir. Karıştırılmadan ateşin üzerine konur. Tereyağı ve şeker karışımı tavadan taşana kadar pişirilir. 8 saat dinlendirilir. Üzerine yufka (milföy hamuru olabilir) yayılır ve 180 C de pişirilir. Sıcak servis edilir."Le cafe zimmer tarihi 1870 lere kadar uzanan güzel bir cafe. Place du chatelet de bulunan cafe mekan tasarımıyla oldukça etkileyici. Tarihi dekor korunarak menude Fransaya özgü seçeneklere yer verilmiş. Tatlı menüsünün başında da Tarte Tatin geliyor. Fransa 'da AB kuralları gereği tüm kapalı yerlerde sigara yasağı var, cafelerde de kesinlikle sigara içilmiyor.
Galeries Lafayette opera bölgesinde bulunan geçmişi 1800 'lere dayanan bir alışveriş merkezi. Fotoğrafta görünenden daha şaşalı üç ayrı binadan oluşuyor. Ev dekorasyon binasının en alt katı mutfak malzemelerine ayrılmış. Satın almak istediğiniz eşyayı denemeniz için bir de mutfak kurulmuş . Örneğin limon sıkacağı alacaksanız , önce limonu sıkıp sonra kasaya yönelebiliyorsunuz. Burada pasta ve kitaplar bölümü hariç Türkiye' de bulunmayan bir malzemeye rastlamadım. :)
Yaklaşık 30 cm boyunda mini ve rengarenk seçenekleri olan merdane mağazadan çıkarken elimdeydi.Notre Dame kilisesi yakınlarında Quai De La Corse da bulunan ve bahçe ile ilgili her türlü ürünü satan irili ufaklı dükkanların bulunduğu çiçek pazarı , bahçe severler için çok güzel. Pek çok bitki ve tohumun yanısıra, ferforje bahçe ürünleri ile çeşit çeşit kuş yuvaları , aksesuarlar, taş suluk ve çeşmeler yüzünden arkama baka baka ayrıldım. Aldıklarım, değişik türde domates , kabak tohumları , ferforje bir sabunluk ve parlak bir suluk, aklımda kalanlar ise ağaçlara asılabilen kuş yuvaları ve taş bahçe çeşmesi oldu...
Daha fazla Paris fotoğrafını Photo Günce de görebilirsiniz!
Gönderen
Aslı Altan Altundal
2
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Fransız Mutfağı, Tatil Yazıları
Çarşamba, Nisan 16, 2008
Kadın Olmanın Zorluğu

Ankara /Kızılay civarında kırmızı ışıkta beklerken önümdeki araba dikkatimi çekti; çok lüks ve sıradışıydı, içinde genç olduklarını tahmin ettiğim iki insan oturuyordu. İster istemez arabaya bakarken sürücü koltuğundaki erkeğin yan koltukta oturan genç kadına birdenbire tokat attığını gördüm. Lüks bir araba, genç iki insan, güneşli bir gün ve o tokatın ardından kararan herşey. Ülkemizde kadına şiddet artarak devam ediyor. Şiddet sadece tokat ve kaba kuvvetle sınırlı değil, sözle taciz, küfür , herhangi yer ve zamanda kötü muamele görmek şiddetin sınırları içerisinde sıkça yaşanıyor. İşin en kötü tarafı artık bunların kanıksanmış olması. Son olay barış elçisi olan İtalyan sanatçı Pippa Bacca'nın kadın olduğu için katledilişi. Pippa Bacca Filistin’de yaşanan insanlık dışı olaylara saflığın ve sevginin sembolü gelinlik ile dikkati çekip , güveni ve barışı tüm risklerine rağmen otostopla yolculuk yaparak kanıtlamak istemişti. Kendi ülkesinde kadın olduğu için dikkat etmesi gereken şeyler çok daha azdı, bu nedenle yanıldı Pippa ...
Gönderen
Aslı Altan Altundal
3
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Yazılarım
Cumartesi, Nisan 12, 2008
Elmalı Fırdöndü Kurabiye
Bu kurabiyeleri Kuki House 'da gördüm ve çok sevimli buldum, evde denemeye karar verdim.Tarifi zeytinyağıyla, doğaçlama olarak yaptım. Kurabiyenin tek püf noktası içine sürülen elmayı suyunu çekene kadar pişirmek. Elmalı tatlar listesine giren "fırdöndü kurabiyenin" tarifi çok kolay,yumuşacık , tadı ve kokusu gerçekten nefis.
Malzemeler
Hamuru için:
(ölçüde küçük çay bardağı kullanılmıştır, yaklaşık 17 adet kurabiye)
1 yumurta
1 çay bardağı toz şeker
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı zeytinyağı
250-300 gr kadar un(unu yavaş yavaş ekleyin)
yarım paket kabartma tozu
vanilya
Elmalı İç:
4-5 adet elma
1 yemek kaşığı toz şeker
tarçın
Yapılışı:
Öncelikle elmalı içi hazırlayın. Elmaları rendeleyip, bir kaşık toz şekerle birlikte suyunu çekene kadar pişirin. Bir kenarda soğumaya bırakın.Tüm hamur malzemelerini karıştırarak kulak memesi kıvamında pürüzsüz bir hamur elde edin.280 gr un miktarı bana tam geldi ama siz unu yavaş yavaş ekleyerek kıvamı tutturun. Hamuru buzdolabında yarım saat kadar bekletin. Sonra dikdörtgen şeklinde ince açarak elmalı içi her tarafına yayın ve rulo şeklinde sarın.Daha kolay kesebilmek için derin dondurucuda en az 20 dakika bekletip , bir parmak kalınlığında parçalara bölün . Tepsiye dizerek 180 C de pişirin. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
9
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Elmalı Tatlar, Kurabiyeler
Cumartesi, Nisan 05, 2008
Boulongerie Patiserrie Besançon
Fransa'nın kuzeydoğusunda İsviçre sınırına yakın biryerde Besançon.Dar sokakları, tarihi taş binaları, etkileyici ferforje balkonları, rengarenk çatıları, gökyüzüne uzanan ulu ağaçları ve şehri saran "Le Doubs" nehri ile adeta zamanın durduğu bir şehir. Kimsenin acelesi yok; insanlar, arabalar, sahibiyle gezen köpekler, güvercinler, hatta nehirde yüzen ördekler bile çok sakin burada. Grand Rue bölgesini çevreleyen sokakları adımlıyoruz. Cafeler, restaurantlar, ev dekorasyon mağazaları, çiçekçiler, pek çoğu butik küçük dükkanlar tarihi yapıların arasında başımızı döndürüyor.
Fransız mutfağının hakkını vermek lazım.Fransız pastaneleri renk cümbüşü ile birlikte olağanüstü bir görsellik sunuyor. Herşey çok estetik. Ama gözümü ayırmakta zorlansam da ağır tereyağı kokusu ve tadından dolayı yalnızca çatal ucuyla tadıp , daha fazla ileri gidemiyorum. Fransız mutfağın temel unsuru olan malzeme : Tereyağı.
Masal da mıyım yoksa ben? Hansel ve Gratel gibi gördüğüm her şeker-çikolata dükkanına koşturuyorum.
Monsieur Pierre krema karıştırıyor. Kalıpla hayvan figürlü çikolata yapıyor.Seyretmek ve fotoğraf çekmek için "bonjour " demek yeterli.
Fransa da tavuk- horoz simgesine pek çok dekoratif malzemede rastlamak mümkün. Çikolatada bunlardan biri.
Envai çeşit meyveden oluşan tartlar gerçekten göz doyuruyor. Fransızların asla vazgeçemediği bu tatlıya, ayak üstü yenilen "sandwich baguette" ile birlikte gar , havaalanı , sokak arası gibi değişik yerlerde bile rastlamak mümkün. Tart hamurunun ana malzemesi un ve tereyağı. Hamurun tutması için un miktarı kadar tereyağı kullanmanız gerekli.:)
Fransız mutfağında 600 farklı çeşit peynir olduğu söyleniyor. Kaşar peynirinin iri boşlukları, ne kadar makbul olduğunu gösteriyor. Rokfor ise dünyaca ünlü bir küf peyniri, olgunlaşması için 1 yıl gerekli. Keçi peynirleri, beyaz camembert, fromage blanc ülkenin önde gelen peynir çeşitlerinden. Besançon Beaux Arts müzesinin hemen yanında bulunan ve yerel lezzetlerin satıldığı bir dükkan keşfediyoruz. Peynir fotoğraflarını buradan çektim.La Cave Aux Fromages adlı bu dükkan Fransa'nın değişik bölgelerinden gelen peynirleri , reçelleri , kurabiye, bal ve türlü yerel gurme malzemeyi barındırıyor.Albert Menes markasıyla satılan, Nice bölgesinde yetişen zeytinler küçük ve yeşil halde toplanıp , şarapta bekletilerek siyahlaştırılıyor. Bu da gerçekten ilginç. Fransa'ya en fazla İspanya ve İtalya 'dan zeytinyağı geliyor, Türkiye maalesef Fransız pazarına girebilmiş değil. Provence bölgesinde bulunan zeytinağaçları dünyanın muhtemelen en kuzeyinde yetişenlerden. Fransız zeytinyağları elma ,üzüm va hatta fındık ile aromalandırılıyor, bu nedenle renkleri bizimkilere göre daha açık.
1873 yılında açılmış Restaurant Brasserie Du Commerce de et yemek-ana menü olsada - aklımdan bile geçmedi. Vejetaryenim dediğim için önüme konan tabakta ratatouille, börülce, pilav ve soslu közlenmiş domates aperatifi bulunuyor. Province bölgesine ait bir sebze yemeği ratatouillede, fesleğen ve sarımsak bol miktarda kullanılmış. Kabak , patlıcan ve havuç iyi pişmemiş olsada lezzetliydi. Pilav yağsız haşlanmış pirinçten oluşuyor. Börülce tereyağında kızartılmış.Közlenmiş yarım domatesin üzerine ceviz sarımsak ve tereyağı sosu dökülmüş.Yemek yediğimiz mekan tavan süslemeleri, avizeleri ve dekorasyon anlayışıyla Fransızların, gösteriş ve estetiğe olan düşkünlüğünü gösteriyordu.
Besançon 'da alışveriş mekanları öyle zevkli ve keyifli ki... Yalnız önemli bir sorun var; herşey çok pahalı. Tahmin edeceğiniz üzere alışveriş hakkımı mutfağım için kullandım. Besançon 'da en beğendiğim mağaza ise Casa oldu. Horoz şeklinde masa örtüsü mandalları, mini seramik bir tencere -rengine tutuldum :) ve yine rengarenk kalp şeklinde cup ölçü kapları Besançon 'dan birer hatıra olarak mutfağımdaki yerlerini aldılar.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
9
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Fransız Mutfağı, Tatil Yazıları
Pazar, Mart 16, 2008
Ziyafet Var: Su Böreği
Baklava börek olsa hergün yenmez diye bir laf var. Börek mutfağımızda öyle sevilen bir yiyecektir ki neredeyse hergün yense bıkılmaz. Osmanlı mutfağından günümüze miras kalan ve Anadolu 'nun pek çok yerinde değişkenlik göstermeden uygulanan su böreği tarifini halam Ülkü Kayır verdi. Suda haşlama aşaması dikkat isteyen ve hamurun yoğurulması ve açılması ciddi kol gücü gerektiren , yapımı saatler alsa da çabucak biteceğinden emin olunan su böreğini
Herkes Yapabilir! diyerek kolları sıvıyoruz...
*Alabildiği kadar un , 1 kahve fincanı yoğurt , yarım tatlı kaşığı tuz ve 6 yumurta ile yoğurulur, su eklenmez.
* 10 dakika kadar yoğurulan hamur, 6 parçaya bölünür ve yarım saat nemli bez örtülerek dinlendirilir.
*250 gr beyaz beynir ve kıyılmış maydanoz ile iç harç hazırlanır.
Resmi üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz...
*Herbir beze öyle ince açılmalıdır ki elinizi altına koyduğunuzda görebilmelisiniz.
*Tepsinin en altına konan hamur suda pişirilmez.
*Tuzlu su kaynatılır, kesilen hamurlar önce sıcak suya sonra soğuk suya batırılır, sonrasında kevgir üstünde suyu süzdürülür.
*Hamurların yarısı-aralarına isteğe bağlı miktarda zeytinyağı veya tereyağı sürülerek-tepsiye yerleştirilir.Peynirli iç harç serilir.Kalan yufkalar yağlanarak kat kat yerleştirilir . En üste düzgün açılmış ve sudan geçirilmemiş yufka yayılır ve yağlanır.Ocak üstünde , kısık ateşte ters çevrilerek kızartılır.
Fotoğraflar için Atilla Kayır 'a teşekkür ederiz...
Gönderen
Aslı Altan Altundal
3
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Ana Yemekler, Börek ve Çörek
Çarşamba, Şubat 27, 2008
Peynirli Kolay Pide
Bazen insan ne pişireceğini bilemez. Mutfaktan çabuk ve yararlı birşeylerin çıkması gerekir.Hepsinin hapur hupur yenmesi beklenir. Neyse ki beklentileri karşılayan bir tarif...
Malzemeler
5-6 dilim ekmek
250 gr beyaz peynir
bir tutam maydanoz
2 adet domates
1 adet çarliston biber
1 adet yumurta
kırmızı biber,karabiber
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Yapılışı
Ekmek dilimlerini fırın tepsisine dizin, domates, maydanoz ve biberi ince ince doğrayın.Peyniri ezin , yumurtayla karıştırın. Diğer malzemelerle birlikte , baharatları ekleyin. Ekmeklerin üzerine bol miktarda sürün.Fırında 250 C derecede pişirin.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
10
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Kahvaltılık
Pazar, Şubat 24, 2008
Ekler Pasta
Ben bu pastayı lise yıllarımda tanıdım. Okul çıkışı dershaneye gitmeden önce Kızılay 'da yemek yerdik "Jeton " diye bir hamburgerci açılmıştı Atatürk Bulvarı'nda, ferah bir yerdi.Hamburger kültürü yeni yeni yayılmaktaydı. Ama ben onun hemen yanında küçücük sıkış tıkış "Piknik " te yemeyi severdim ayak üstü.Türk usulü hamburger yapardı. Dershane çıkışında da bazan Sergen pastanesine uğrar yine ayak üstü - oturma yeri yoktu-şekerpare, ekler ,piramit pasta , zamanımız çoksa Akman 'da dondurma, çikolatalı vişneli pasta yerdik. Şimdilerde o bölgeye adım atamıyorum. Ankara'nın yeni alışveriş merkezleri , değişen yaşam, ekler pastayı da, mekanları da unutturdu.
Tarif zeytinyağıyla ve ilk kez deneyecekler için 100% garantili. Ekler hamurunu pişirdiğinizde içi boş puf bir ekler ekmeği elde edersiniz. İçine krema ile birlikte, muz , çilek , vişne gibi meyveleri de koyabilirsiniz.
Malzemeler
Ekler Hamuru:
1 su bardağı su
1/2 su bardağı zeytinyağı
1 su bardağı un
4 yumurta
1 fiske tuz
Krema:
1/2 lt süt
3 yemek kaşığı un
7 yemek kaşığı şeker
vanilya
Üzerini süslemek için:
Çikolata sos (hazır sos kullandım)
Hindistancevizi
Yapılışı
Önce kremayı pişirin ve soğumaya bırakın.
Eklerleri hazırlamak için, teflon tencereye suyu koyun kaynatın , yağı ve unu ekleyin, tahta kaşıkla pürüzsüz bir hamur olana kadar 4-5 dakika çevirin.Altını kapatın. Hamur, eliniz dayanacak kadar soğuyunca her bir yumurtayı tek tek kırıp yoğurun .İsterseniz elinizi ıslatarak yuvarlak şekil verin , isterseniz torbadan sıkarak uzun şekiller verin . Tepsiye dizip 200 C derecede üzeri kızarana kadar pişirin. Fırın soğuyana kadar ekmekleri çıkarmayın , yoksa sönebilir.Soğuduktan sonra sandiviç gibi ayırıp içine bol krema doldurun. Üzerine çikolata sos gezdirin. Hindistancevizi ile servis yapın. Bu tarifle 17-20 adet ekler elde edebilirsiniz.
Tarif için Naime Hanım 'a teşekkürler.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
11
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Pazartesi, Şubat 18, 2008
Ekşili Kış Dolması
ATO'nun yaptığı araştırmaya göre, Türkiye 'nin mutfağında, 2205 farklı yöresel yemek bulunuyor.Gaziantep mutfağı ise çeşit açısından en zengin ilimiz. Ekşili kış dolması da Antep mutfağında sık yapılan yemeklerden. Sonbaharda kurutulan, patlıcan, kırmızı biber, dolmalık biberlerden yapılıyor. Yemeğin en önemli özelliği ise piştikten sonra eklenen limon suyu. Değişik yörelerde nar, sumak, erik ekşisi de konabiliyor. Gerçekten leziz ...
Malzemeler
- 20 adet kurutulmuş dolmalık biber
- 1 su bardağı pirinç
- 1/2 su bardağı ince bulgur
- 3 adet orta boy soğan
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1,5 su bardağı kıyma
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 2 tatlı kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı karabiber
- 1 tatlı kaşığı tatlı toz biber
- 9-10 dal maydanoz
- 1,5 su bardağı kadar su
- 1/2 su bardağı limon suyu
- 10 diş sarımsak ( ben eklemedim)
Yapılışı
Kuru biberleri yumuşayana kadar kaynar suda bekletin.Soğuk suyla yıkayıp bir kanara koyun. Diğer tarafta soğanı ince doğrayın, kıymanın içine pirinç (yıkanmış), bulgur baharatlar, salçalar, maydanoz ,yarım bardak su ile birlikte ekleyin , iyice yoğurun.Dolmalık biberlerin içine 1,5 parmak boşluk kalacak şekilde doldurun. Tencereye dizin.Kaynamış suyu ve zeytinyağını üzerlerine gezdirin.zeytinyağı parlaklık verir. Önce orta sonra kısık ateşte pirinçler uzayıncaya kadar pişirin.Sarımsakları ezip limon suyu ile karıştırarak dolmaların üzerinde gezdirin. Ben sarımsak eklemedim. Servis sırasında limon sıktım dolmaların üzerine.
Tarif "Prof.Dr. Ayşe Baysal-Türk Mutfağından Örnekler"
Gönderen
Aslı Altan Altundal
10
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Ana Yemekler, Zeytinyağlılar
Cumartesi, Şubat 16, 2008
Köstebek Pasta
Küçük kızım Zeynep okumayı -yazmayı öğrendi. Bu önemli olayı kutlamak için pratik bir pasta yapmam gerekiyordu. Hayvanları çok sevdiği için köstebek pasta yapayım dedim ama üzerine eklenen biskrem çubuklarla birlikte pasta birden "kirpi " kimliğine büründü.
Verilen kek hamuru tarifini 26 cm lik bir kalıpta pişirirseniz biraz daha yüksek bir pastanız olur. Ben 28 cm lik kalıp kullandım.Kremasına antep fıstığı+krem şanti ekledim.
Malzemeler
Kakaolu Pandispanya
- 4 adet oda ısısında yumurta
- 1 su bardağı şeker
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 1 çay bardağı süt
- 1+1/2 su bardağı un+ 1/2 su bardağı nişasta
- 4 kaşık kakao
- 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
- 1.5 lt süt
- 9 yemek kaşığı un
- 7 yemek kaşığı şeker
- 1/2 bardak antep fıstığı
- Hindistancevizi
- vanilya
- 1 paket krem şanti
Önce kremayı pişirip , soğuması için bir kenara koyun. Pandispanya için, oda ısısında yumurtaları şekerle birlikte beyazlaşıp kabarana kadar çırpın. Zeytinyağı ve sütü ekleyin. En son un, nişasta, kabartma tozu ve kakaoyu ekleyip, 26 cm lik kalıba koyarak önceden ısıtılmış 180 C fırında pişirin.Fırından çıkarıp soğuttuğunuz kekin üst kısmını alıp içini oyun kenarları kalsın.Pişirdiğiniz kremayı , çok az sütle ıslattığınız krem şanti ile birlikte çırpın.Oldukça katı bir krema elde edeceksiniz . Hindistancevizi ve antep fıstığı ekleyerek kremayı ,pandispanyanızın içine dökün. Üzerini ufaladığınız kek parçalarıyle kaplayın. Bir gece buzdolabında dinlendirdikten sonra servis yapın. Daha sevimli olması için , göz ,ağız ve kirpi pastaya dönüşmesi için biskrem çubukları ekleyebilirsiniz.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
4
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Pastalar
Çarşamba, Ocak 02, 2008
Hindistancevizli Alman Pastası
Aylardır beklenen , özlenen kar nihayet kapladı bahçeleri , sokakları, ağaç dallarını. Kar taneleri birbiriyle yarışırcasına düşüyor Ankara 'ya.
Penceremden seyrediyorum bu manzarayı, hindistancevizi serpiştiriyorum pastama bol bol...
HİNDİSTANCEVİZLİ PASTA
Malzemeler
Kek İçin:
- 3 yumurta
- 1,5 çay bardağı şeker
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 1 /2 çay bardağı süt
- 1 çay bardağı yoğurt
- 4,5 çay bardağı un
- 1 paket vanilya
- 1 paket kabartma tozu
- 1 yemek kaşığı hindistancevizi
- 1 kilo süt
- 6 kaşık un
- 3/4 bardak şeker
- vanilya
- 1 adet muz
- Üzerine ve kremaya serpiştirmek için bol miktarda hindistancevizi
Önce kremayı pişirip , soğumaya bırakın. Tüm krema malzemelerini orta ateşte karıştırarak pişirin.Koyu muhallebi kıvamına gelince mikserde çırpın.Bir kenara bırakın. Fırını 250 C ye ayarlayıp ısıtın. Kek malzemelerini sırasıyla koyup karıştırın.Önce şeker ve yumurtaları kabarıp , beyazlayana kadar çırpın. Sonra yoğurt , zeytinyağı ve sütü ekleyin. En son un ve kabartma tozunu ilave edin.23 cm çapında ortası boş kek kalıbına dökün, üzerine hindistancevizi serpin, fırına verin. Fırın ısısını 160 C ye düşürün.
Pişen keki soğutup, fotoğraftaki gibi üst kısmını bozmadan keserek çıkartın. Pastanın içini oyun. Muz dilimleri dizip, üzerine kremayı dökün. Hindistancevizi serpiştirin.Çıkardığınız kek dilimlerini tekrar kapatın.Kalan kremayla bol hindistancevizi eşliğinde pastayı kaplayın. Dilerseniz yeşil fıstıkla renklendirebilirsiniz.
Tarif Ayçın Kayır 'a aittir.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
27
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Pastalar
Salı, Aralık 11, 2007
Keşke Erkek Doğsaydım!
" Keşke erkek olsaydım" diyen 5 yaşında bir kız çocuğu...5 yaşındaki minik kızın annesi, (...)'nın erkek olacağını ümit ettiklerini, ama kız olarak doğduğunu, buna karşın çocuğa hiçbirşey hissettirmediklerini söyledi. Bu küçük kız erkek doğmadığı için , tüm hayatını etkileyecek bir suçluluk psikolojisine girmiş bile...
Erkek çocuğun , kız çocuktan daha değerli görülmesi, toplumumuzda devam edegelen bir durumdur.Anneler kızlarına, " bir de oğlun olsun ..." nasihatından vazgeçemiyor. Çünkü erkek çocuk sahip olmak kadın için hala statü göstergesidir.
14 -15 yaşlarındaki kız öğrencilerimin pek çoğu başarılı, hele köyden , kasabadan , yoksulluktan gelenler, kendi ayaklarının üzerinde durabilmek için olağanüstü gayretli.Peki aralarında makyaj yapmadan okula gelmeyen, dersleri boşlayan, tek düşüncesi erkekler! olan kızlar yok mu? Var elbet.
Onlara soruyorum,
-Siz ne olacaksınız ?
-Biz evlenip , koca dayağı yiyip oturacağız hocam ,
diyerek gülüşüyorlar.Çünkü anneden- babadan öyle görmüşler.
Kadınlar için "birşey" olmak , "herşeyi " halletmiyor.Kadın modern toplumun saygın bir parçası , geleneklerin vazgeçilmez savunucusu da olsa maruz kaldığı sorunlar sabitlenmiş. Erkek, toplum gelenek ve göreneklerinin kendisine tanıdığı hakla, fiziki-psikolojik şiddet, aldatma, töre cinayeti vb. davranışlarla kadını ikincilleştirmektedir.
Kadın modern yaşamın sağladığı eğitim, meslek, evini geçindirme, güçlü ve bağımsız bir rolle saygınlık elde etmek için çabalarken, aynı zamanda toplumun geleneksel beklentilerine de cevap vermek zorundadır.Örneğin erkek evlenmek için modern hayatın gereği çalışan , eğitimli bir kadın tercih ederken, evliliğini yaşamada gelenekler çerçevesinin dışına çıkmak istememekte.
Kadın toplumun kabul gördüğü rolü en iyi şekilde üstlenmiş olsa bile, hayatının bir anında , sadece kadın olduğu için şiddete ve kötü muameleye maruz kalmaktan kurtulamıyor...
Yorumu sizlere bırakıyorum!
Bu yazı -her geçen yıl artan aile içi şiddeti- protesto etmek için yazılmıştır.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
12
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Yazılarım
Cuma, Kasım 23, 2007
Gül Tatlısı
Gerçekten çok çekici bir görüntüsü var gül tatlısının.Üstelik gül şeklini vermekte o kadar zor değil... Bu tatlının tarifini pek çok yerde bulabilirsiniz. Fakat Zeytinağacı tarifinin önemli bir özelliği var: Margarin veya tereyağı içermemesi . Az miktarda zeytinyağı ile bu güzel görüntü ve farksız lezzeti elde edebileceksiniz.
Tarif halam Ülkü Kayır 'a aittir.
Malzemeler
Hamur İçin:
- 1 yumurta
- 1 çay bardağı yoğurt
- 1 çay bardağı şeker
- 1 çay bardağı irmik
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- birkaç fiske limon kabuğu
- 1 pakat kabartma tozu
- 1 paket vanilya
- aldığı kadar un
- 3 subardağı su
- 3 su bardağı şeker
- birkaç damla limon suyu
Yapılışı
Öncelikle Şerbet pişirilir. Birkaç taşım kaynatılarak ,koyu kıvamda olmayan bir şerbet hazırlanır. Soğumaya bırakılır.
Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeler karıştırılır.Un ve kabartma tozu yavaş yavaş eleyerek eklenir.Kulak memesi yumuşaklığında pürüzsüz bir hamur elde edilir.Hamur merdaneyle 3-4 mm kalınlığında açılarak, küçük ağızlı su bardağıyla veya çay bardağı ile yuvarlaklar kesilir.
Gül Şekli Nasıl Verilir?
Hamurdan kesilen yuvarlaklardan ( su bardağı ağzıyla kesebilirsiniz) 5 tanesi (4 olursa gül şekli olmaz), birisi diğerinin yarısının üstüne gelecek şekilde yanyana dizilecek.Kalın rulo hailnde sarılacak, ve ortadan ikiye kesilecek. Böylece iki adet gül elde etmiş olacaksınız.
Güllerin ortasına fındık koyarak tepsiye dizin. 180 C de kızarana kadar pişirip , ılık şerbeti gezdirin. Şerbetin çekmesi için tepsinin üzerine başka bir tepsi kapatmayı unutmayın.Bir gün dinlendikten sonra ikram edebilirsiniz . Afiyet olsun.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
20
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Şerbetli Tatlılar
Pazar, Kasım 11, 2007
Kremalı Elmalı Turta
Merhaba Arkadaşlar,
Elmalı turta süslendi, iyiden iyiye lezzetlendi, bisküvisinin arasına da birkat fazladan krema sürüldü, fıstık ve kiraz şekerlemesi de ekleninceee... Deneyin ve kararı siz verin !
Elmalı Turta İçin Malzemeler
- 1 su bardağı şeker
- 1 paket vanilya
- 1 /2 su bardağı zeytinyağı
- 3 yumurta
- aldığı kadar un
- 1 paket kabartma toz
- 2/3 su bardağı süt
- hindistancevizi ve tarçın
- Üzeri İçin: 5-6 adet Amasya elması, iki kaşık şeker, tarçın
Maalesef ben burada zamansızlıktan krem şanti kullanmak zorunda kalsamda tercih ettiğim krema tarifi malzemelerini yazıyorum:
- 1lt süt
- 2 yemek kaşığı buğday nişastası
- 2 yemek kaşığı un
- 2 yumurta beyazı
- vanilya
- 6 kaşık silme şeker
Hamur için verilen, un ve kabartma tozu hariç, tüm malzemeleri karıştırın. Unu ve kabartma tozunu, eleyerek ekleyin. Pürüzsüz yumuşak kıvamlı bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamurun 1/3 ünü ayırıp buzdolabına koyun.Diğer hamuru yaklaşık 30 cm çapında tart kalıbına yayın .Elmaları soyup , yarım ay şeklinde incecik dilimler halinde kesin.Şeker ve tarçınla karıştırın.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
9
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Elmalı Tatlar
Çarşamba, Ekim 24, 2007
Ekmek Mantısı
Eskilerin mutfağından bir yemekle karşınızdayım. Anneanneler, babaanneler, anneler yapardı çocukluk günlerimizde. Belki mutfakta yeterli malzeme yoktu, belki başka işlerden yemek yapacak hal kalmamıştı, ya da mutfaktan sorumlu kişi hastaydı o gün. Besleyici, herkesin sevdiği ve yapımı zahmetsiz "ekmek mantısı" sunulurdu sofraya .
Ekmek mantısı yapmak için şartlar değişmedi. Bayat ekmek her zaman çok , vakit ise hiç yok.
Zor zamanlarınızda bu yemeği unutmayın. Lezzeti tartışılmaz....
Malzemeler (4 kişilik)
-2 ekmek
-5 adet domates
-2 baş orta boy soğan
-4 adet sivri biber
-4 yemek kaşığı zeytinyağı
-4 adet yumurta
-2 bardak sıcak su
-tuz , karabiber, kırmızı biber
Servis için:Sarımsaklı yoğurt
Yapımı
Ekmekleri küçük küpler halinde doğrayın , fırın tepsisine yayın. 150 C de kızartmadan kıtır hale getirin.
Diğer yandan tencereye, soğan ve biberleri ince doğrayarak yağla birlikte koyun. Tencerenin kapağı kapalı olarak pişirin. Domatesleri rendeleyin, soğanlara ekleyin. Birkaç taşım pişirdikten sonra sıcak su koyup yaklaşık 1 saat kısık ateşte pişirin, suyu azalırsa sıcak su ekleyin. En son yumurtaları kırın . Yumurtalarda piştikten sonra yemeğiniz hazır.Tabağa önce kıtır ekmekleri koyun sonra üzerine sosu bolca gezdirin. Sarımsaklı yoğurtla birlikte harika oluyor. Afiyet olsun.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
10
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Ana Yemekler
Salı, Ekim 16, 2007
Dünyayı Kadınlar Besliyor
16 Ekim Dünya Gıda günü olarak kutlanıyor.İnsanların güvenli ve yeterli gıdaya ulaşabilmesi ile kadınların gıda üretiminde erkeklerden daha etkin olduğu gerçeği bu yılki ana tema. Kadınlar beslenme sürecinde en büyük sorumluluğu üstlenen grup.Tarlada bahçede çalışan, fabrikada besin işleyen, mutfakta ailesinin yemeğini hazırlayan onlar...Ailenin doğru beslenmesi kadının yönlendirmesiyle mümkün.
Temiz su kaynaklarının yoksunluğu, doğal , organik besinlere ulaşabilme zorluğu günümüzün ve geleceğimizin önemli problemlerinden.
Evet !Dünyanın bir tarafında boynuna astığı küçük çantaya, yerden topladığı pirinç taneleri doldurup açlığını gideren çocuklar , diğer tarafında, neredeyse yüzlerce çeşit yiyecek arasında sağlıksız beslenen , obez çocuklar.
Besleyici, doğal yiyecekler yerine, yapay, yüksek kalorili, hastalık yapan yiyecekler tüketmeyi tercih eden insanlar...
Sürekli kilodan şikayet edip kilo yapan yiyeceklerden vazgeçememe iradesizliği...
Su yerine kola içmeye, hayır
Dalından elma koparıp yemeye ,evet
Çikolata yerine hurma,ve
İllede zeytinyağı, zeytinyağı, zeytinyağı...
ZEYTİNYAĞLI YUMURTALI BULGURLU KÖFTE
Malzemeler
2 bardak organik köftelik bulgur
2 bardak sıcak su
4 adet küçük organik kuru soğan
4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
4 kaşık organik domates püresi
Taze maydanoz, nane, dere otu
Karabiber, kırmızı biber, acı pul biber, kimyon , sumak, tuz
1 adet çiftlik yumurtası
Yapılışı
Genişçe bir kapta köftelik bulguru sıcak suyla ıslatıp ağzını kapatarak en az yarım saat bekletin. Diğer tarfta ,soğanları ince doğrayıp 2 kaşık zeytinyağı ile tencereye koyun , kısık ateşte ağzını kapatarak pişirin. Yumurtayı 2 kaşık yağ ve 1 kaşık domates püresi ile tavaya koyup pişirin.Bulgura pişen soğanla birlikte domates püresini katın ve elinizle 10 dakika yoğurun , baharatları istediğiniz miktara göre karıştırıp,yoğurmaya devam edin.Otları da karıştırdıktan sonra, yumurta ile servis edin.
Tarif: Dr. Nermin Işık, Bulgur Yemekleri, Alfa Yayınları
Gönderen
Aslı Altan Altundal
8
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Ana Yemekler, Yazılarım, Zeytinyağlılar
Cuma, Ekim 12, 2007
Muhallebili Kadayıf İkram Ediyorum
Güzel aydınlık bir bayram sabahından ve uzunca bir aradan sonra merhaba arkadaşlar. Bayramınız hayırlı olsun. Bloga ara verince yeni bloggerın azizliğine uğramışım ve uzun bir süredir yazılan yorumları göremedim, neyse ki sorun haloldu. Yorum yazan tüm arkadaşlardan özür diliyorum . Yorumlarınız için tekrar tekrar teşekkürler. Zeytinağacı'na yolu düşen herkese bir dilim muhallebili kadayıf ikram etmek istedim, sanal da olsa lütfen kabul buyurun.
Bayramda sevdiklerinizle tatlı anları , tatlılar eşliğinde paylaşmanız dileğiyle...
Malzemeler
Muhallebisi için:
- 1 yumurta
- 1 kaşık un
- 1 kaşık buğday nişastası
- 4 kaşık şeker
- 1/2 L süt
- 3,5 su bardağı şeker
- 3 bardak su
- birkaç damla limon suyu
- 500 gr. kadayıf
- 3/4 bardak erimiş tereyağı +zeytinyağı karışımı
- hindistancevizi
- ceviz veya antep fıstığı
Öncelikle muhallebiyi verilen malzemelerle pişin. Soğumaya bırakın. Şerbeti için ,su ve şekeri tencereye alıp kaynadıktan birkaç dakika sonra limon suyu ekleyip bir kenara koyun. Kadayıfları elinizle parçalara bölün , yapışmış olanları açın.Genişçe bir kabın içerisinde tüm kadayıfı yağala birlikte harmanlayın. Yağlanmış kadayıfın yarısını tepsiye serin.Üzerine muhallebiyi yayın. Kalan kadayıfı muhallebinin üzerine kapatın. 180C fırında üzeri kızarana kadar pişirin.Fırından çıkınca şerbeti gezdirip üzerine tepsi kapatın(şerbeti çekmesi için).Dinlendikten sonra hindistan cevizi , dövülmüş ceviz veya antep fıstığı ile servis yapın. Afiyet olsun.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
12
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Şerbetli Tatlılar
Çarşamba, Ağustos 22, 2007
Tatilin Ayak İzleri
Laleli Zeytinyağı Fabrikası
Burhaniye 'den Ayvalık 'a doğru ilerliyoruz. "Laleli" levhasını görünce hemen ana yoldan sola sapıp ilerliyoruz . Fabrika 5-6 km. sonra karşımıza çıkıyor. Fabrika dediğime bakmayın, güzel , yemyeşil bir bahçe içerisinde modern yapılardan oluşan , son derece sesiz sakin bir yer.
Önce fabrikayı geziyoruz. Modern makinalar hiç
kullanılmamış gibi temiz. Sezon henüz başlamadığı için çoluk çocuk içerdeyiz. Üretim aşamalarını sabırla anlatan ve sorularımızı cevaplayan Hasan Bey'e teşekkür ediyorum . Meğer Laleli zeytinyağı fabrikası, tüm dünyadan ziyaretçiler kabul ediyormuş adeta müze gibi herkese açık bir yer, biz geç kalmışız gezmekte. Üretilen tüm zeytinyağları sürekli tadılıyor . Fotoğrafta tadım masasını görüyorsunuz. Fabrika gezisinden sonra satış bürosundayız...
Çanakkalenin Küçükkuyu ilçesinde, her türlü kimyasallardan uzak üretilen zeytinlerden elde edilen organik zeytinyağından aldık . Ve sabunlar ...Benim asla vazgeçemediğim butik lavantalı sabunlardan çok miktarda aldım . Fiyatlar uygun. Laleli Türkiye'nin yüz akı markası. Dünyanın da en iyileri arasında ilerliyor...
Sihirli
Zeytinler
Tüm zeytin ağaçlarının üzerinde boncuk gibi zeytin taneleri sallanıyor. Yemyeşil zeytinler bir bakmışsınız morarmaya başlamış.
Ankara'da susuz günleri bırakıp , körfez bölgesinin bereketli topralarına gelince, rahat bir nefes aldık. Kuraklık sanki buraya uğramamış giydi. Zeytin ağaçları meyve doluydu.
Muhteşem Manzara
Ayvalık 'ta perşembe günü pazar kuruluyor. Bugün şehirde öyle bir trafik ve kalabalık var ki...Şehre girişimiz neredeyse yarım saati buldu, adeta adım adım ilerledik. Sonrasında otopark bulmak mesele oldu. Ayvalıklılar muhtemelen yıl boyu sorun yaşamıyordur ama yaz sezonu için, şehrin temizlik ve düzeni de dahil olmak üzere tedbirler alınması gerektiğini düşünüyorum. Neyse bütün sıkıntıları işte burada unuttuk: Ayvalık'ta şeytan tepesi olarak bilinen yerde manzara...
Kürşat Butik Mağaza
Ayvalık Güler pastanesinin önü çok kalabalık.Mis gibi kurabiye çörek kokuları insanları mıknatıs gibi çekiyor.Sakızlı zeytinyağlı kurabiyelerimizi yiyerek Süner pasajına ilerliyoruz. Kürşat zeytinyağı butik mağazası burada.En çok hoşuma giden, şık bir yağdanlık içerisinde sunulan sızma zeytinyağı oldu.Yaşlı ağaçlardan elde edilen hediyelik ahşap eşyalarda oldukça ilginçti.
Müzeyyen Yengemin Civcivleri
Müzeyyen Yengeme misafir olduk. Herşey çok güzeldi ama bu civcivlerin yeri başka. Çok şirinler değil mi?Patatesler haşlanıyor tuz ve çok az zeytinyağı katılarak yoğuruluyor. Civciv şekli veriliyor. Havuçtan gaga ve kanatlar yapılıyor. Maydanoz sapından göz ve yapraklarından ayaklar oluşturuluyor.
Harika bir tasarım.
Gönderen
Aslı Altan Altundal
21
yorum var,sizde yazabilirsiniz
Etiketler: Tatil Yazıları